CkFeNa Forum


 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  


Konu Başlığı ;
Doğumu
Konun Puanı
Nerdesin !CkFeNa Forum :: Din ve İslam :: Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v)
Paylaş|

Doğumu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
CkFeNaForumAdmin
CkFeNaForumAdmin
avatar
Erkek
Mesaj Sayısı : 101
Toplam Puan : 935
Başarı Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/06/10
Yaş : 24

MesajKonu: Doğumu Çarş. Haz. 30, 2010 4:13 am

Muhammed aleyhisselâm Hicret’ten 53 sene evvel Rebîulevvel ayının on
ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları
mahallesinde, Safâ Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, Mîlâdî 571
yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş
doğmadan âlem nûr ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda
intikal edegelen nûr asıl sâhibine ulaştı.

O’nun doğumunu annesi
hazret-i Âmine şöyle anlatıyor: “Doğum ânı geldiğinde heybetli bir ses
işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı
ile beni sığadı. O andan sonra bendeki korku ve ürpertiden eser kalmadı.
Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler.
O anda çok susamış idim. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk
idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, Evim o
kadar nûrlandı ki, o nûrdan başka bir şey görmüyordum. O sırada çok
hâtun gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı
sarıp, bana hizmet eden bu hâtunlar, Abdü Menâf kabîlesinin kızlarına
benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmış ipek bir
kumaş gördüm. Dediler ki: O’nu insanların gözünden örtün. O anda bir
grup kuş peydâ oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yâkuttandı. Gümüş
ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter
damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi
kaldırdılar. Doğudan batıya kadar bütün yeryüzünü gördüm. Üç alem
(bayrak) dikildi. Onların biri meşrik (doğu), biri mağrip (batı) biri de
Kâbe’nin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed
doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını
kaldırdı. O anda gökten bir parça beyaz bulut indi. O’nu kapladı. Bir
ses işittim; “Onu mağripden meşrıka kadar her yerde gezdirin. Tâ ki
cümle âlem onu, ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler.” diyordu.
Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammed’i bir beyaz yünlü kumaş içinde
sarılı gördüm. Yine o sırada yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi
gördüm. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir
leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu.
Muhammed’i o leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını
yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürüp,
mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.”

Muhammed
aleyhisselâmın doğduğu sırada hazret-i Âmine’nin yanında Abdurrahman
bin Avf’ın annesi Şifâ Hâtun, Osman bin Ebü’l-Âs’ın annesi Fâtımâ Hâtun
ve Peygamberimizin halası Safiyye Hâtun vardı. Bunlar da gördükleri nûru
ve diğer hâdiseleri haber verdiler. Şifâ Hâtun şöyle anlatıyor: “Ben, o
gece Âmine’nin yanında idim. Muhammed aleyhisselâmın doğar doğmaz duâ
ve niyâz ettiğini işittim. Gâibden; “Yerhamüke Rabbüke” diye söylendi.
Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer
göründü...” Bundan başka birçok hâdiseye şâhit olan Şifâ Hâtun; “Ne
zaman ki, O’na peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân
edenlerden biri de ben oldum.” dedi.

Safiyye Hâtun da şöyle
anlatmıştır: “Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr
kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dille
Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah” dedi. O’nu yıkamak
istediğimde, biz O’nu yıkanmış olarak gönderdik.” denildi. O sünnet
olmuş ve göbeği kesilmiş görüldü. O’nu kundağa sarmak istediğimde
sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde (Lâ ilâhe illallah
Muhammedün Resûlullah)
yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada
hafif sesle bir şeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım;
“Ümmetî, Ümmetî” (Ümmetim, ümmetim) diyordu...”

Resûl-i
ekrem efendimizin doğduğunu dedesi Abdülmuttalib’e Kâbe’de Allah’a
yalvarıp duâ etmekteyken müjdelediler. Abdülmuttalib bu müjdeyi alınca
çok sevinip O’nu görmeye giti ve; “Bu oğlumun şânı, şerefi çok yüce
olacaktır” dedi. Sonra da O’nun doğumunu kutlamak için doğumun yedinci
gününde Mekke halkına üç gün ziyâfet verdi. Ayrıca şehrin her
mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifâde etmesi için
bıraktı. Ziyâfet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere Muhammed
ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin
diyenlere; “Allah’ın ve insanların O’nu medh etmelerini, övmelerini
istediğim için.” cevabını verdi. Annesi de Ahmed ismini koydu.

Muhammed
aleyhisselâm doğduğu sırada ve doğduktan sonra pekçok hâdise meydana
geldi.

Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız
doğdu. Bunu gören Yahûdî bilginleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu
anladılar. Eshâb-ı kirâmdan Hassân bin Sâbit anlatır: “Ben sekiz yaşında
idim. Bir sabah vakti Yahûdînin biri, hey Yahûdîler! diye çığlık atarak
koşuyordu. Yahûdîler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca
şöyle söyledi: “Haberiniz olsun Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed
bu gece dünyâya geldi...”

Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece
Kâbe’deki putlar yüz üstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder:
“Kureyşten bir cemâatin bir putu vardı. Yılda bir defâ onu tavâf
ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına
vardıklarında onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine
kapandı. Bu hal üç defâ tekrarlandı. Bunun üzerine etrâfına iyice destek
verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: “Bir kimse doğdu yer
yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı.
Kralların korkudan kalbleri titredi.” Bu hâdise tam Muhammed
aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu.

Medâyin şehrindeki
İran Kisrâsının sarayının on dört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece
gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bâzı
ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun
büyük bir şeye alâmet olduğunu anladılar.

Yine o gece
Mecûsîlerin yâni ateşe tapanların bin yıldan beri yanmakta olan kocaman
ateş yığınları âniden söndü. Ateşin söndüğü târihi not ettiler. Kisrânın
sarayından burçların yıkıldığı geceye isâbet ediyordu.

O zaman
insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü de yine o gece bir anda suyu
çekilip, kuruyuverdi.

Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan
ve kurumuş olan Semave Nehrinin vâdisi de, o gece, su ile dolup taşarak
akmaya başladı.

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden îtibâren
şeytan artık Kureyş kâhinlerine vukû bulacak hâdiselerden haber veremez
oldu. Kehânet sona erdi...

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece
ve daha sonra o zamâna kadar görülmemiş bu hâdiselerden başka pekçok
hâdise vukû buldu, bunların hepsi son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın
dünyâyı teşrif ettiğine işâret olmuştur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Doğumu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
CkFeNa Forum :: Din ve İslam :: Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v)-